Ahmet Yasir bir gün sabah bomba sesleriyle uyandı. Yanında kardeşi Hasan vardı. Hasan ve babası hala uyuyorlardı. Etrafa baktı fakat annesini göremedi. Dışarı çıkınca annesini gördü. Annesine neden dışarıda olduğunu sordu? Annesi ona, su almaya gidiyorum, dedi. Ahmet Yasir dışarıdaki askerleri görmüştü. Annesine dikkatli olmasını söyledi ve içeri girdi. İçerde babasının kalktığını gördü. Kardeşi de uyanmıştı. Bir süre sonra annesi bir miktar suyla geldi. Sonra babası yemek aramak için dışarıya çıktı. Babası dışarı çıkınca askerleri gördü ve bir araba enkazının arkasına saklandı. İleride hastanenin orada yaralı birini gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. Fakat yolda acımasız İsrail askerleri vardı. Bütün bunlara rağmen babası vazgeçmedi. Yaralı adama doğru ilerlerken askerler Ahmet Yasir’in babasını şehit ettiler.
Ahmet Yasir annesi ve kardeşi babasını beklemeye başladılar. Fakat zaman geçiyor Ahmet Yasir’in babası gelmiyordu. Bu bekleyiş birkaç gün devam etti. Ahmet Yasir babasının şehit olduğunu anlamıştı. Dışarı çıktı. Biraz ilerleyince aniden bir füzenin düştüğünü gördü. Büyük bir gürültü koptu. Hemen kendini bir yere attı. Aniden saklandığı yerin biraz ilerisinde Türkiye’den gelen yardım görevlilerini gördü. İçi biraz ferahlamıştı. Görevliler Ahmet Yasir ve ailesini alıp Türkiye’ye götürmek istediler. Çünkü her tarafa bombalar yağıyordu. Buradan geçici de olsa gitmek gerekiyordu. Ahmet Yasir ve ailesi bunu kabul etti. Türk yardım ekibiyle birlikte Türkiye’ye yola çıktılar.
Ahmet Yasir ve ailesi sabah uyandığında ilk defa kuş cıvıltılarıyla uyandıklarını düşündüler. Artık Türkiye’deydiler ve burası huzur doluydu. Fakat Ahmet Yasir’in gönlü hep Filistin’deydi. Yeniden Filistin’e gitmek ve ülkesini kurtarmak istiyordu. Bunun için ne yapması gerektiğini biliyordu. Çok çalışmak, yılmamak ümitsiz olmamak…
20 Yıl Sonra
Ahmet Yasir artık 30 yaşına gelmişti. Artık bir asker olmuştu: Filistinli Türk askeri. Filistin özgür olmuş ve Ahmet Yasir de Filistin’de önemli bir komutan olmuştu. Bölgeye barış gelmişti. Çekilen acıların hikayeleri yeni nesle anlatılacaktı. Ahmet Yasir de bu hikayeleri anlatan bir komutan olmuştu.
